Image Alt

Happy Academy Blog

  /  Kişisel Gelişim   /  Empati Yeteneğimizi Nasıl Artırabiliriz?

Empati Yeteneğimizi Nasıl Artırabiliriz?

“Hayata bir an için birbirimizin gözünden bakabilmek kadar büyük bir mucize olabilir mi?” Henry David Thoreau

”Yıllardır eğitimlerde, sohbetlerde görüyoruz ki insanlar arasındaki sağlıklı ilişkilerin temellerinden biri olan empatiyi çok iyi tanımlıyor, antipati ve sempati ile arasındaki farkı biliyor fakat empati beceremizi nasıl geliştireceğimizi bilmiyoruz?

Empati kitabının yazarı Roman Krznaric empatiyi şöyle tanımlıyor; Empati, kişinin karşısındaki insanın duygularını ve bakış açılarını anlayarak, bu anlayışı eylemlerine yol gösterecek şekilde kullanma ve kendini hayali olarak başkasının yerine koyma sanatıdır. 

Empati becerisi hemen her insanın sahip olduğu o müthiş, gizli yeteneklerden biri, her zaman kullanmasak bile içimizde bir yerlerde. Yeni araştırmalara göre yaşam kalitemizi artırmak, dünyaya olumlu katkıda bulunmak için geliştirebileceğimiz bir alışkanlık.

Bilim insanlarından gelen iyi haber, herkesin, bisiklet sürmeyi veya otomobil kullanmayı öğrenebildiği gibi, empati duymayı da öğrenebileceği yönünde. İnsanların sadece çok azı psikolog Simon Baron-Cohen’in “sıfır derece empati” olarak adlandırdığı davranışları gösterir. Bunların arasında başka birinin zihnine ulaşmak üzere bilişsel bir becerisi olan, ancak söz konusu kişiyle hiçbir duygusal bağ kuramayan psikopatlar ve Asperger Sendromu gibi otizm spektrumu bozuklukları olanlar yer alır. Bu kişiler genel nüfusun yaklaşık yüzde 2’sini oluşturur ve geriye kalan yüzde 98’i empati kurabilecek şekilde doğar ve genlerinde sosyal ilişkiler kurma becerisi vardır.

Empati Yeteneğimizi Nasıl Artırabiliriz?

Krznaric, ileri düzeyde empati becerisine sahip kişilerin altı davranış biçimini kitabında şöyle özetlemiş;

1.Davranış: Empati Beyninizi Açmak

Empatinin insan doğasının merkezinde olduğunu ve tüm yaşamımıza etkili bir şekilde yayılabileceğini anlamak için zihinsel yapıları dönüştürmek

Empatiye yönelik en sık yapılan eleştirilerden biri insanları manipüle etmek için kullanılabileceğidir. Kişisel çıkarlar gözetilerek insanları manipüle etmek için bilişsel iç görüleri kullanmak hem mantıksal hem de sözlük anlamı gereği empati olarak adlandırılamaz.

İkinci karışıklık ise empati ve şefkat sözcüklerinin birbirlerinin yerine kullanılmasıdır. Oysa empati ve şefkat tamamen farklı iki kavramdır. Şefkat sözcüğünün Latince kökeni başka biriyle acı çekmektir. Bu, empatiden farklıdır, çünkü empati acının yanı sıra mutlulukların da paylaşılmasıdır. Önyargılar, empati ile kalıplar, doğru bilinen yanlışlar, efsaneler… bunların üzerine giderek onların doğru mu yanlış mı olduğunu anlayarak empatiye beynimizi açmalıyız. 

2.Davranış: İmgesel Sıçrayışı Gerçekleştirmek

Kendini başkalarının -bunlara düşmanlarımız da dahil- yerine koymak amacıyla onların insancıllığını, kişiliğini ve bakış açılarını kabul etmek için bilinçli bir çaba göstermek.

Üzüntülü ve acı verici olayları okurken bunu yaşayan insanların profil resimlerini inceleyin. Bu kişilerin yüz ifadelerinden nasıl hayatlar yaşadığını hayal edin. Sabah kahvenizi içerken, o kahve tanelerini toplayan insanları düşünün. Gömleğinizi iliklerken yakanızdaki etiketin ardındaki insan emeğini düşünün ve kendinize şu soruları sorun: Bu düğmeleri kim dikti? Dünyanın neresinde yaşıyorlar? Nasıl bir hayat sürdürüyorlar? Gün boyunca bunu sürdürün. Tramvay’ın makinisti kim? Ofisin halılarını kim temizliyor? Marketteki rafları kim dolduruyor? İşte bu tür bir bilinçlenme, adil ticaret belgeli kahve almak veya ofisteki temizlik görevlisiyle dostluk kurmak, başkalarına empati duymamızın yolunu açıyor.

Birinin davranışı rahatsız ediciyse, nedenini düşünün. Örneğin, ergen çocuğunuz, stresli hissedebileceğini kabul ederek başlayın, ancak daha da ileri gidin: Günlük hayatını yaşamanın nasıl olduğunu düşünün – otobüs yolculuğunun nasıl olduğunu, ne kadar ödevi olduğunu ve ne kadar uyuduğunu. 

3.Davranış: Deneysel Maceralara Atılmak

Doğrudan dahil olarak, empati yolculuklarına çıkarak ve sosyal işbirliği yaparak kendimizinkine taban tabana zıt olan hayatları ve kültürleri araştırmak. 

Martin Buber’in de dediği gibi “Öğrenmenin Tek Yolu Karşılaşmaktan Geçer.”

4. Davranış: Sohbet Becerisini Geliştirmek

Yabancılara yönelik merak duygusunu ve radikal dinleme davranışını geliştirmek ve duygusal maskelerimizi çıkarmak. 

Yabancılarla sohbet etmeye başlayın veya iyi tanımadığınız bir meslektaşınızı veya komşunuzu öğle yemeğine davet edin. Kısa sohbetin ötesine geçin – nasıl yaptıklarını ve günlük yaşamlarının nasıl olduğunu sorun.

5.Davranış: Koltuğunuzda Seyahat Etmek

Sanat, edebiyat, sinema ve sosyal ağların yardımıyla başkalarının zihinlerine yolculuk etmek

Sahip olduğunuzdan farklı geçmişlere (farklı ırk, din veya siyasi ikna) sahip insanları sosyal medyada takip edin. Bol bol kitap okuyun. Kitap okumak kişinin kendini karakterlerin yerine koyarak empati yapabilmesini ve bunun alışkanlık haline gelmesini sağlıyor.

6.Davranış: Bir Devrime İlham Vermek

Toplumsal değişimi yaratmak için kitlesel ölçekte empati kurmak ve empati becerilerimizi  doğal dünyayı kucaklamak üzere genişletmek.

Bu altı davranış şeklini benimseyerek yaşamanın, ütopik olan hiçbir yanı yoktur. 

Empatik çocuklar yetiştirme konusu da ebeveynlerin dünyaya katacağı olumlu katkılardan biri.

Çocuklar empatiyi öğrenebilirler. Kitaplardaki veya hayali oyunlardaki karakterlerin ne hissettiğini düşündüklerini, yüz ifadelerine veya hikayede onlara ne olduğuna göre sorun. Çocuğunuza özür dileme talimatı vermeyin. Bu doğal bir içgüdüdür, ancak uzmanlar, diğer kişinin hislerini gerçekten düşünmelerini gerektirmediği için geri tepebileceğini söylüyor. Bunun yerine, “Nasıl hissettiğini düşünüyorsun? Daha iyi hissetmesine yardımcı olmak için ne yapabilirsin? ” diyerek çocuklarınızın duygularını adlandırmalarına yardımcı olun. Hayal kırıklığı ya da öfke içinde ağladıklarında ya da yatma vaktinin gelmesini ya da okulun başlamasını istemediklerinde, duyguları için onlara kelimeler verin. Duygusal kelime dağarcığının tamamını kullanarak duygularınızı onların önünde de ifade edin. 

Roman Krznaric’in de dediği gibi, daha adil bir 21. yüzyıl ve insancıl bir büyüme için daha fazla empati göstermemiz, bunun için de kendi içimize dönmek yerine, başkalarının nasıl yaşadığını ve deneyimlerini görmemiz, en azından görmeyi çabalamamız gerekmekte. 2021 Empati dolu bir yıl olsun.

Yazımızı empati müzesi ile bitirmek istiyoruz. Aşağıdaki linklerde izleyebilirsiniz. 2015 yılında Londra’da kurulmuş. Amacı, katılımcı hikaye anlatımı ve diyalog kullanarak ziyaretçilerin dünyayı başkalarının perspektiflerinden görmelerine yardımcı olmak. Kapsamındaki ‘A Mile in My Shoes’, ziyaretçilerin kelimenin tam anlamıyla başka insanların ayakkabılarını giyip, yürüyerek, tanımadıkları insanların hikayelerini dinledikleri interaktif bir ayakkabı dükkanı. Deneyimlemek ilginç olurdu değil mi?

Daha iyi bir dünya için daha çok empati dileğimizle… 

Kaynaklar ve ilgili linkler:

https://www.empathymuseum.com

https://www.youtube.com/watch?v=60em6n_j8Io

https://www.nytimes.com/guides/year-of-living-better/how-to-be-more-empathetic

Empati, Roman-Krznaric

Monika Hein, Empati – Ne Hissettigini Anliyorum: Ne Hissettiğini Anlıyorum

Bir yorum yaz